AİK Yazılar İspanyol – Portekiz Sömürge Geçmişi ve Dil Birliği 

İspanyol – Portekiz Sömürge Geçmişi ve Dil Birliği 

Categories:

Bu ilk sömürgeci dönem, modern uluslararası sistemin ilk evresi olarak görülmüştür. 1493–1648 yılları arasını kapsayan bu dönem, İspanyol-Portekiz Atlantik Sistemi olarak adlandırılmıştır. Bu sistem, yalnızca ekonomik ve siyasi üstünlüklerin Batı’ya geçmesine neden olmakla kalmamış, aynı zamanda Güney Amerika’nın demografik, sosyokültürel ve idari yapısı üzerinde kalıcı bir dilsel ve kültürel miras bırakmıştır. 

Sömürgeciliğin Başlangıcı ve Atlantik Sisteminin Kurulması  

Coğrafi Keşiflerin başlamasında ekonomik, siyasi ve dinsel nedenler etkili olmuştur. Özellikle Portekiz ve İspanya, keşfedilecek yerlerde Hristiyanlığın yayılması fikri ve değerli madenlere ulaşma amacıyla hareket etmiştir. Portekiz, Prens Denizci Henry’nin kurduğu denizcilik okulu sayesinde okyanus yolculuklarına uygun gemiler geliştirerek keşiflere başlamıştır. Portekiz’in temel hedefi Fas’ın ele geçirilmesi, Müslümanların yenilmesi ve Hristiyanlığın yayılmasıydı.  

1488 yılında Bartolomeu Dias Ümit Burnu’nu dolaşmış, Vasco de Gama ise 1497 yılında deniz yoluyla Hindistan’a ulaşarak Hint Deniz Yolu’nu bulmuştur. Bu keşif, İpek ve Baharat Yolları’nın önemini azaltmıştır.  

İspanya, Portekiz’in elde ettiği başarılar sonrası rekabete katılmış ve Kristof Kolomb’u destekleyerek Asya’ya batı yönünden ulaşma fikrini uygulamıştır. Kolomb, 1492 yılında Amerika’nın doğusundaki adalara ayak basmış ve bu olay, İspanyollar için sömürgecilik faaliyetlerinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 

İspanyol ve Portekiz monarşilerinin ilk batı yayılmacılığının önderleri olması sırasında kullandıkları sistematik ilişkiler, modern uluslararası sistemin şekillenmesinde etkili olmuştur. Katolik Kilisesi, bu dönemde uluslararası hukukta belirleyici bir rol üstlenmiştir.  

Dünya’nın Hukuki Paylaşımı: Alcaçovas ve Tordesillas Antlaşmaları  

İspanya ve Portekiz, Atlantik’teki genişleme faaliyetleri nedeniyle sürekli rekabet içinde yer almıştır. Bu rekabeti sona erdirmek amacıyla 1479 yılında Alcaçovas Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma ile Afrika ve Atlantik adaları üzerindeki haklar Portekiz’e bırakılmıştır. Kanarya Adaları üzerindeki haklar ise İspanya’ya tanınmıştır. Akdeniz’de genişleme hakkı İspanya tarafından elde edilmiştir.  

Kolomb’un Amerika’ya ulaşmasının ardından Portekiz, bu seferin Alcaçovas Antlaşması’na  aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum diplomatik bir krize yol açmıştır. Katolik Krallar, Papa VI. Alexander’dan destek talep etmiştir. Papa, 4 Mayıs 1493 tarihinde yayımlanan Inter Coetera bildirisi ile yeni keşfedilen topraklar üzerindeki hâkimiyeti İspanya’ya vermiştir.  Cabo Verde ve Azor Adaları hizasından geçen bir meridyenin batısındaki alanlar Kastilya’ya bırakılmıştır.  

Belirlenen çizginin uygun bulunmaması nedeniyle 7 Haziran 1494’te Tordesillas Antlaşması  imzalanmıştır. Bu antlaşma ile dünya, Cabo Verde Adaları’nın 370 fersah batısından geçen hayali bir çizgiyle ikiye ayrılmıştır. Çizginin doğusunda kalan bölgeler Portekiz’e, batısında kalan bölgeler İspanya’ya bırakılmıştır. Brezilya, istisna olarak Portekiz egemenliğine verilmiştir. Bu düzenlemeye dayanılarak Portekiz, Brezilya’da hâkimiyet kurmuştur. Papalık, bu paylaşımı İsa’nın dünya üzerindeki egemenliğini papalara devrettiği inancına dayandırmıştır.  

Sömürge İmparatorluklarının Yıkımı ve Gelişimi  

Portekiz, 1550 yılına kadar egemenliğini Brezilya, Afrika kıyıları ve Uzak Doğu’ya kadar genişletmiştir. Brezilya’da Portekizli yerleşimcilerin nüfusu hızla artmıştır. 17. yüzyılın ortalarından sonra Portekiz’in doğudaki imparatorluğu ticaret merkezleriyle sınırlı kalmıştır. Buna karşılık Brezilya’ya göç yoğunlaşmıştır. Özellikle 17. yüzyılın sonlarında altın ve elmas madenlerinin keşfiyle bu süreç hızlanmıştır.  

İspanya, Brezilya dışında Orta ve Güney Amerika’nın çoğu bölgesinde sömürge imparatorluğunu hızla büyütmüştür. İspanyolların en önemli sömürgeleştirme hareketleri, Hernan Cortez’in Meksika’yı işgal ederek Aztek uygarlığına son vermesi ve Pizarro’nun Peru’da İnka uygarlığını ortadan kaldırmasıdır. İspanyolların sömürgecilik stratejisi, direnişi  kontrol altına almak için yerli lideri ele geçirmeye ve ardından yerli halkı vergiye ve zorunlu iş gücüne zorlamaya dayanıyordu.  

Sömürgeciliğin en trajik sonuçlarından biri, yerel halkın nüfusunun inanılmaz ölçüde azalması olmuştur. Avrupalıların getirdiği çiçek hastalığı gibi salgınlar, bağışıklığı olmayan yerli nüfusları büyük oranda azaltmıştır. Bazı tahminlere göre Kolomb’un gelişinden bir veya iki yüzyıl içinde yerlilerin nüfusundaki azalma oranı %95’i bulmuştur. Yerel halkın yok edilmesi, salgın hastalıklar ve köleleştirme politikaları, demografik yapıyı derinden etkilemiştir. Ayrıca  Afrikalı yaklaşık 11,5 milyon insan köleleştirilerek Amerika’daki plantasyonlarda zorla çalıştırılmak üzere götürülmüştür.  

İspanya, sömürge topraklarını kontrol altında tutabilmek için kendi hukukunu, kültürünü, dilini ve dinini empoze etmiştir. Ayrıca ırka dayalı bir kast sistemi uygulamıştır. İşgal edilen bölgelerde İspanyol geleneği ve yaşam biçimini oluşturmak amacıyla Encomienda sistemi gibi yapılar tasarlanmıştır.  

Güney Amerika’dan elde edilen büyük miktardaki gümüş sayesinde İspanya zenginleşmiştir. Ancak bu kaynaklar sanayi üretimine aktarılmamıştır. Zenginlik, ticaret yoluyla ülke dışına çıkmıştır. İspanya ve Portekiz’in zayıflamasında burjuva sınıfının yetersizliği ve İngiltere ile Hollanda karşısındaki rekabet kaybı etkili olmuştur. 19. yüzyılda Latin Amerika’da bağımsızlık mücadeleleri başlamıştır. 1902 yılında Küba’nın bağımsızlığı ile İspanyol  sömürge dönemi sona ermiştir. 

Sömürgeciliğin Dil Mirası ve Dil Birliği  

İspanyol ve Portekiz sömürgeciliği, Latin Amerika’nın kültürel ve dilsel yapısını köklü biçimde değiştirmiştir. Sömürgeci devletler, kendi dillerini, inançlarını ve kültürlerini yaymak amacıyla sömürgeleştirilen bölgelere kendi vatandaşlarını yerleştirmiştir. İspanya’nın uzun süren hâkimiyeti sonucunda birçok Latin Amerika ülkesinde İspanyolca konuşulmakta ve Katolik inancı etkili olmaktadır. Asimilasyon politikalarıyla yerli halkın sosyal yaşamı dönüştürülmüştür. 

Günümüzde yaklaşık 400 milyon kişi İspanyolca konuşmaktadır ve İspanyolca 19 ülkede resmî dil olarak kabul edilmektedir. Benzer şekilde Portekizce, Brezilya’nın resmî dilidir ve Afrika kıtasındaki eski Portekiz kolonilerinde de Portekizce kullanılmaktadır. Portekizce, Brezilya’da yaklaşık 204 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır. Bu durum, Portekiz’in modern dönemde küçük bir ülke olarak varlığını sürdürmesine rağmen, kolonyalizm sonrası oluşan kültürün millî devletlerin bünyesinde dil olarak yaşamasının en önemli örneklerinden biridir.  

Buna rağmen Latin Amerika’da keşif öncesi dönemde farklı yerel diller konuşulmaktaydı. Günümüzde Quechua, Aymara ve Guarani dilleri hâlâ konuşulmaktadır. Bu durum, sömürge dillerinin baskınlığına rağmen yerel dillerin tamamen yok olmadığını ortaya koymaktadır.  

Sömürgecilik ideolojisi, Batılı devletlerin eylemlerini meşrulaştırmıştır. Kendilerini uygarlık taşıyıcısı olarak gören bu anlayış, ırkçı bir bakış açısını beslemiştir. Yerli halkların dilleri ve kültürleri aşağı görülmüş, dönüştürülmesi gereken unsurlar olarak değerlendirilmiştir.  

Sonuç olarak, İspanyol-Portekiz Atlantik Sistemi ile dünya egemenliği Batı’ya taşınmıştır. Avrupa’ya büyük miktarda değerli maden aktarılmış ve ekonomik dönüşüm hızlanmıştır. Bu sürecin en kalıcı etkisi, İspanyolca ve Portekizcenin Latin Amerika’da kurduğu güçlü dilsel hâkimiyet olmuştur. 

KAYNAKÇA
Kaynak 1: Armas, A. R. (1995). El Tratado de Tordesillas (1494). L. A. García (Ed.), El Tratado de
Tordesillas y su época: Congreso Internacional de Historia (Cilt 2, ss. 1207–1220). Junta
de Castilla y León.
Kaynak 2: Britannica. (2019). South America. Encyclopædia Britannica.

Kaynak 3: Çatalbaş, A. Ü. (2023). Latin Amerika’da fetih, isyan ve ölüm: Sömürgecilik döneminde
İspanyol yönetimi ve yerli mücadeleleri. Kültür Araştırmaları Dergisi, 16, 179–200.
Kaynak 4:Diamond, J. (2002). Tüfek, mikrop ve çelik. Ankara: TÜBİTAK.

Kaynak 5: Ferro, M. (2002). Sömürgecilik tarihi. Ankara: İmge Kitabevi.
Kaynak 6: Günay, H. (2024). İspanyolların 1492–1902 yılları arasında Latin Amerika’ya demografik,
sosyokültürel ve idari etkileri. Aksaray Üniversitesi İİBF Dergisi, 16(1), 39–50.
Kaynak 7: Padron, F. M. (1990). Historia del descubrimiento y conquista de América. Madrid: Editorial
Gredos.
Kaynak 8: Perez, J. (1998). Los españoles en el Atlántico: Viajes colombinos y Tratado de Tordesillas.
R. M. Pidal (Ed.), Historia de España (Cilt 18, ss. 285–332). Madrid: Espasa Calpe.
Kaynak 9: Süleyman, E., & Bal, F. (2014). Çağdaş uluslararası sistemin kaynağı ve ilk dönemi olarak
İspanya-Portekiz Atlantik sistemi (1493–1648). Gazi Üniversitesi İİBF Dergisi, 16(1), 88
117.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir